Airbus CEO’su Guillaume Faury, dar gövdeli uçak pazarının geleceğini şekillendirecek yeni nesil uçak programına ilişkin net mesajlar verdi. Faury’ye göre A320’nin halefi olarak geliştirilen eAction programının resmi lansmanı 2030 yılında yapılacak. Uçağın hizmete girişinin ise 2030’lu yılların ikinci yarısında gerçekleşmesi planlanıyor.
Faury, program takviminin değişmediğini ve değişmeyeceğini vurguladı.
Boeing’in Gecikmesi Airbus’a Alan Açıyor
Boeing CEO’su Kelly Ortberg’in yeni dar gövdeli uçak programının ertelenebileceğini açıklaması sektörde tartışma yarattı. Faury bu gelişmeye tek kelimeyle yanıt verdi: “Mükemmel.”
Airbus’ın yaklaşımı, rakibinin hamlelerine göre değil, kendi stratejik önceliklerine göre şekilleniyor. Faury’ye göre ilk adımı atan taraf, tedarik zincirini de kendi etrafında topluyor. Bu nedenle rakibini beklemek yerine öncü konumda olmayı tercih ediyor.
eAction’da Motor Seçimi Belirsizliğini Koruyor
Faury, eAction programı için motor konfigürasyonuna ilişkin nihai kararın henüz verilmediğini açıkladı. İdeal senaryoda iki farklı motor üreticisiyle çalışılması hedefleniyor. Ancak tek tedarikçiyle yola devam edilmesi seçeneği de hâlâ masada.
Faury, Boeing 737 MAX’ın tek motor seçeneğiyle hizmet verdiğini ve A350’nin de tek motor tipine sahip olduğunu hatırlatarak bu yaklaşımın uygulanabilir olduğunu vurguladı.
Bununla birlikte, iki motor tedarikçisiyle çalışmanın avantajlarının yanı sıra iki ayrı tedarik zinciri, iki farklı yapılandırma ve daha artan karmaşıklık gibi dezavantajları da bulunduğunu ifade etti. Nihai kararın, teknik ve ticari değerlendirmelerin tamamlanmasının ardından verileceğini belirtti.
Üretim Sistemi ve Tesis Planlaması
A320 üretim hattının eAction programıyla paralel şekilde çalışmaya devam etmesi bekleniyor. Sürecin, A320neo’nun A320ceo’nun yanında üretildiği geçiş dönemine benzer bir modele dayanacağı ifade ediliyor.
Toulouse’taki iki eski A320 üretim hattından birinin tamamen kapatılması gündemde. Diğer hattın ise bir süre daha tampon kapasite olarak korunması planlanıyor.
Yeni programın üretim tesislerinin yalnızca Toulouse ve Hamburg ile sınırlı kalmayabileceği, ABD ve Çin’deki mevcut tesislerin yanı sıra farklı coğrafyaların da değerlendirildiği belirtiliyor.
